LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİNİN ERDEMLERİ

LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİNİN ERDEMLERİ

LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİNİN ERDEMLERİ

LA İLAHE İLLALLAH ZİKRİNİN ERDEMLERİ

La ilahe illallah zikrinin erdemleri nelerdir? La ilahe illallah zikri ve erdemleri.

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri; kelime-i tevhîdin yüceliğini anlatırken şöyle emreder:

“Allah Teâlâ’nın gazabını teskin hususunda «La ilahe illallah» lafından daha bereketli bir şey yoktur. Bu laf, cehenneme girmeye neden olan gazabı teskin ediyorsa, başka gazapları daha ivedi teskin eder. Çünkü öbür gazaplar, cehennem azâbını doğuran gazaptan çok daha hafiftir. Nasıl teskin etmesin ki, kul bu lafı yineleyerek mâsivâdan surat çevirmiş, onları yalanlamış ve kalbinin kıblesi Cenâb-ı Hak olmuştur. Nedeni de, kulun müptelâ olduğu değişik değişik yönelişlerdir. Kelime-i tevhîd ile bunlar yok olduğuna göre gazap da sükûnete erecektir.

Bu mânâya mecaz cihanından şöyle bir misâl verebiliriz: Bir kimse hizmetkârından rahatsız olsa ve ona gazaplansa, o esnâda hizmetkâr usunu kullanarak tam uğraşıları terk edip tam varlığıyla efendisine yönelse, efendisinde hizmetkâra karşı tabiî olarak şefkat ve acıma hisleri uyanır ve hiddeti sükûn bulur.

KELİME-İ TEVHİDİN ERDEMİ

“La ilahe illallah” lafının, âhiret için saklanan ilâhî rahmetin yüzde doksan dokuzunun anahtarı olduğunu görüyorum. Küfür karanlıklarını ve şirk tortularını bertaraf etmede bu hoş sözcükten daha tesirli bir şey olmadığını öğreniyorum…

Kelime-i tevhîdin fazîleti karşısında şu dünyanın tamamı dahi bir bedel ifâde etmez! Keşke büyük bir ummana nisbetle bir damla kararında olabilseydi! O kadar dahi değildir. Ancak bu kelime-i tayyibenin bedel ve azameti, onu söyleyenin mânevî derecesi nisbetindedir. Söyleyenin derecesi ne kadar yüksek olursa bu sözcüğün azameti de o kadar çoğalmaktadır…

Bir insanın bir köşeye çekilip mânevî hazzına vararak bu mübârek zikirle meşgul olmayı heves etmesine denk olabilecek başka bir temennî şu dünyada yoktur. Ancak ne yazık ki her temennîye kavuşmak müyesser olmuyor. Bâzen gaflet hâli buna mânî oluyor ve ulusa karışmak gerekiyor.”[1]

“LA İLEHE İLLALLAH” ZİKRİNDEN MAKSAT NEDİR?

Yeniden İmâm-ı Rabbânî Hazretleri kelime-i tevhîdin mânâsını şöyle îzah eder:

“«La ilahe illallah» zikrinden kasıt, âfâkî ve enfüsî, başka bir deyişle dıştaki ve içteki bâtıl ilâhları yok etmektir. Âfâkî ilâhlar, Lât ve Uzzâ gibi, kâfirlerin bâtıl ilâhlarıdır. Enfüsî ilâhlar ise, nefse âit tutkulardır. Nitekim Cenâb-ı Hak; «Nefsini ilâh edinen şahsı gördün mü?..» el-Câsiye, 23 emreder. Şerîatin insanları mükellef yakaladığı ve kalben tasdîk etmekten ibâret olan «îman» için, âfâkî ilâhların yok edilmesi kâfîdir. Enfüsî bâtıl ilâhların yok edilebilmesi için ise nefs-i emmârenin tezkiye edilmesi lâzımdır. Ehlullâh’ın yoluna girmenin gâyesi ve sonucu da budur. Hakîkî îmâna erişmek için, bu her iki cinsten bâtıl ilâhları yok etmek îcâb eder… Îmânın hakîkati, enfüsî ilâhları da bertaraf etmeye bağlıdır.”[2]

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri evlâtlarını ısrarla zikre teşvik ederdi. Nitekim, oğlu Muhammed Mâsûm Hazretleri’ne yazdığı bir mektubunda şöyle emreder:

“Zaman, zikir zamanıdır. Tam nefsânî tutkularınızı «La» sözcüğünün içine koyun ki onları kökünden yok edip geriye hiçbir heves ve gâye vazgeçmeyin… O’nun takdîrine râzı olun!

Kelime-i tevhîd zikri esnâsında «La ilahe: Sadece Allah vardır» lafına geldiğiniz müddet, tam öğrenilen ve hayâl edilenlerin ötesinde bulunan ve bizim için bütün bir gayb olan Allâh’ın zâtından başka bir şey gönlünüze gelmesin! Konutlar, köşkler, çeşmeler, bahçeler, kitaplar ve öbür şeyler insanın aklına basitçe geliverir. Bunlar sizin zamanınızı almasın!”[3]

HER VAZİYETTE ALLAH’I ZİKRET

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin dâimâ zikir hâlinde olmayı nasihat ettiği ifâdelerinden bir kısmı da şöyledir:

“Bu tarîkati isteyen şahıs, hak ehlinin görüşleri istikâmetinde îtikādını düzenleyip fıkhî kararları bilerek bildiklerinin îcâb ettirdiği biçimde amel ettikten sonra, tam zamanlarını Allâh’ın zikrine sarf etmelidir. Ancak bu zikrin kâmil ve mükemmil bir şeyhten alınması koşuldur. Zira kendisi yetersiz olan, başkalarını kemâle erdiremez… Abdestli, abdestsiz, ayaktayken, otururken kesintisiz zikirle meşgul olmalıdır. Gelirken, giderken, yerken, uyurken aslâ zikri terk etmemelidir.”[4]

“Mâlûmdur ki, bu dünya çalışma yurdudur, boş durma ve dinlenme yeri değildir. Gayretinizi tamamıyla çalışmaya yönlendirmelisiniz. Boş durmayı ve eğlenmeyi bir kenara vazgeçiniz! Dilinizi «La ilahe illallah» zikri ile öylesine meşgul ediniz ki, lisânınız zaruret olmadıkça bu kelime-i tayyibenin dışında bir şey söylemesin! Zikir, hem dil hem de kalp ile hafî yolla yapılmalıdır… Uyuşukluk ve gevşeklik, düşmanların nasîbi olsun! Amel-i sâlihler işlemeli, çalışmalı, yeniden çalışmalı…”[5]

“Şunu iyi öğreniniz ki, sizin ve hattâ tam insanların saâdet ve selâmeti, Cenâb-ı Hakk’ı zikretmeye bağlıdır. İmkân nisbetinde tam süreleri Allah Teâlâ’nın zikri ile geçirmek îcâb eder. Bu hususta bir anlık gaflet dahi doğru değildir.”[6]

Dipnotlar:

[1] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, II, 591-594, no: 37.

[2] Maârif-i Ledünniyye, s. 69, 24. Kısım.

[3] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, III, 169, no: 2.

[4] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, III, 454, no: 84.

[5] İmâm-ı Rabbânî, Mükâşefât-ı Gaybiyye, 29. kısım.

[6] İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, I, 569, no: 190.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altın Sşehirsile, Erkam Yayınları

“LA İLAHE İLLALLAH” NE DEMEK?

LA İLAHE İLLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKE LEH LEHUL-MALI VE LEHUL-HAMDÜ VE HÜVE ALA KÜLLİ ŞEYİN KADİR

LA İLAHE İLLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKE LEH LEHUL-MÜLKÜ VE LEHUL-HAMDÜ VE HÜVE ALA KÜLLİ ŞEYİN KADİR

sizlere IslamıYaşıyorum.com farkıyla sunulmuştur .
Dualar ve Anlamları

Rüya Tabirleri

2 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: