SEHER SÜREYİ NEDİR, NE ZAMANDIR?

SEHER SÜREYİ NEDİR, NE ZAMANDIR?

SEHER SÜREYİ NEDİR, NE ZAMANDIR?

SEHER SÜREYİ NEDİR, NE ZAMANDIR?

 

 

Seher süreyi nedir? Seher süreyi ne zaman başlar, ne zaman biter? İslam’da seher müddetinin erdemi ve ehemmiyeti.

 

 

Seher süreyi, tan yerinin ağarmasından azıcık evvelki zaman veya şafağın sökmek üzere olduğu müddettir. Başka Bir Deyişle imsaktan azıcık evvelki müddettir. Seher müddetleri ile alakalı hadisler ve hadislerin açıklaması…

 

 

SEHER SÜREYİ İLE ALAKALI HADİSLER

 

 

1. Ebû Ümâme’den -radıyallahu anh- rivâyet edildiğine göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle emretmiştir: “Aman gece kalkmaya çaba edin! Zira o sizden evvelki sâlih kimselerin âdetidir. Yeniden o Rabbinize yakınlıktır, makûsluklara kefarettir onların örtülmesine neden olur ve günahlardan alıkoyar!” Tirmizî, Deavât, 101/3549

 

2. Câbir -radıyallahu anh- der ki: Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şöyle buyurduğunu duydum: “Gecede bir saat vardır ki, Allah’tan dünya veya âhiretle alâkalı bir hayır taleb eden bir Müslüman o saate rastlarsa, Allah istediği şeyi ona mutlakâ verir. Bu saat, her gecede vardır.” Müslim, Müsâfirîn, 166

 

3. Ebû Hüreyre’den -radıyallahu anh- rivâyet edildiğine göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle emretmiştir: “Her gece Rabbimiz, gecenin son üçte biri kalınca: «Kim bana dua ediyor ona icâbet edeyim, kim benden bir şey istiyor ona vereyim, kim bana istiğfar ediyor onu mağfiret edeyim» emreder.” Buhârî, Tevhid, 35; Teheccüd, 14; Deavât, 13; Müslim, Müsâfırin, 168

 

4. Ebû Hüreyre’den r.a rivâyet edildiğine göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle emretmiştir: “Bkocamanınız yattığı zaman, iblis onun ensesine üç düğüm atar. Her bir düğümün üzerine vurup: «Gecen uzun olsun, yat yat!» der. Eğer o kimse, uyanarak Allah’ı zikrederse, düğümlerden biri çözülür. Abdest alırsa, bir düğüm daha çözülür. Bir de namaz kılarsa, iblisin attığı tam düğümler çözülür ve böylece sevinçli ve huzurlu bir biçimde sabahlar. Aksi takdirde sabaha üşengeç ve uyuşuk bir hâlde çıkar.” Buhârî, Teheccüd, 12; Bed’ü’l-Ulus, 11; Müslim, Müsâfirîn, 207. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Tatavvu, 18/1306; İbn-i Mâce, İkâmet, 174

 

 

SEHER SÜREYİNİN ÖNEMİ VE ERDEMİ

 

 

Gündüze nisbetle gece, gece içinde ise seher müddetleri daha erdemli zamanlardır. Dolayısıyla, cennete nâil olmak isteyen mü’minlerin bu değerli fırsatları değerlendirmeleri lâzımdır. Çünkü Cenâb-ı Hak, âhireti umursamama etmek istemeyen kullarına şu nasihatte bulunur: “Gecenin bir kısmında O’na secde et; gecenin uzun bir kısmında da O’nu tesbîh et! Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı hoşlanıyor, istiyor ve seçim ediyorlar da önlerindeki çetin bir günü âhireti umursamama ediyorlar.” İnsan 76/26-27

 

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- da şöyle emreder: “Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere erişir. İyi öğreniniz ki, Allah’ın metâı çok pahalıdır. İyi öğreniniz ki, Allah’ın metâı Cennettir.” Tirmizî, Kıyâmet, 18/2450 Allah Resûlü, bu temsîlî anlatımıyla, dünyada bir âhiret yolcusu olan mü’minlerin, tıpkı savaş zamanında temkin alan ve böylece başarıya erişen kimse gibi, süre kaybetmeden temkin almasını ve seher müddetlerinden istifâde ederek âhirete hazırlanmasını istemektedir.

 

 

SEHER SÜREYİ YAPILACAK İBADETLER

 

 

Süre değerli olunca, onda yapılan ameller de büyük bir değer kazanmaktadır. Bunun için seher zamanlarında namaz kılmak, Kur’ân okumak, zikretmek ve tefekkürde bulunmak gibi imanlar, son derece erdemli amellerdir.

 

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle emreder: “Farz namazlardan sonra en erdemli namaz, gece namazıdır.” Müslim, Sıyâm, 202, 203 “Allah, geceleyin iki rekat namaz kılan bir kulun Kur’ân okuyuşunu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allah’ın rahmeti, namazda olduğu zamanca kulun başı üstüne saçılır. Kullar, namazda Kur’ân okudukları andaki kadar hiçbir zaman Allah’a yanaşmış olamazlar.” Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 17/2911

 

 

EN SADIK DÜŞ

 

 

Seher süresinde görülen rüyâlar dahi ötekilerinden değişik olmaktadır. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “En sâdık rüyâ, seherlerde görülen rüyâdır” emretmiştir. Tirmizî, Rü’yâ, 3/2274

 

 

SEHER SÜREYİNİN ÖNEMİ

 

 

Birinci hadisimizde, seher zamanlarında iman için kalkmanın, sâlihlerin âdeti olduğu bildirilir. İnsanları Allah’a en fazla yanaştıran bu hoş alışkanlığın, aynı zamanda günahlara keffâret olduğu ve vücuttan hastalıkları giderdiği de haber verilir. Başka Bir Deyişle, seher zamanlarında imana kalkmak, mânevî olduğu kadar maddî kasvetlere de şifâdır. Müttakîlerin İmâmı olan Reûlullah Efendimiz’in en başta gelen âdeti, seherlerde imana kalkmaktı.

 

Cenâb-ı Hak ona şöyle emretmişti: “Gecenin bir kısmında da sâdece sana mahsus bir aşırılık olmak üzere Kur’ân oku, teheccüd namazı kıl! Umulur ki Rabbin Sen’i Makâm-ı Mahmûd’a ulaştırır.” İsrâ 17/79

 

 

ALLAH’A ERİŞMENIN EN BÜYÜK YOLU

 

 

Başka Bir Deyişle, âhirette yalnızca bir insana nasîb olacağı bildirilen bu yüce makâma erişmenin en büyük vâsıtası, seher müddetlerini Allah’a imanla değerlendirmektir. Bu nedenle Peygamber Efendimiz, gece imanına çok önem verir, istirahatini de umursamama etmemekle beraber çokça kulluk ederdi. Enes -radıyallahu anh- şöyle der: “Onu gece namaz kılarken görmek istersen, kesinlikle öyle görürdün. Yatarken görmek istersen de öyle görürdün.” Buhârî, Teheccüd, 11; Savm, 52, 53; Müslim, Savm, 178-180

 

 

TEHECCÜDE NE ZAMAN KALKILIR?

 

 

Fahr-i Kâinât Efendimiz, bazen gecenin ilk kısmında, bazen yarısında, ekseriyetle de seher süreyi teheccüde kalkardı. Ashâb-ı Kirâm onu gecenin emin saatlerinde değil, değişik saatlerinde iman ve istirahat ederken görebilirlerdi. Ancak Resûlullah, yaşamının sonuna doğru umûmiyetle gecenin son üçte birinde, başka bir deyişle seher süresinde teheccüde kalkardı.

 

 

PEYGAMBERİMİZ GECE NAMAZINI NASIL KILARDI?

 

 

Hz. Ayşe, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in gece namazını şöyle anlatır: “Resûlullah, ne Ramazan’da ne başka zamanda gece on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Evvel dört rekât kılardı ki, onların hoşluğu ve uzunluğu anlatılacak gibi değildi. Sonra dört rekât daha kılardı. Onların da hoşluğunu ve uzunluğunu hiç sormayın. Sonra üç rekât daha kılardı…” Buhârî, Teheccüd, 16; Terâvih, 1; Müslim, Müsâfirîn, 125

 

Geceleri böylesine târifi olası olmayacak hoşlukta uzun uzun namazlar kılan Resûlullah, ilerleyen yaşlarında oturduğu yerde namaz kılmaya başladı. Allah Resûlü, oturduğu yerde uzun müddet okur, secde edeceği zaman ayağa kalkar, bir vakit daha okuduktan sonra rükû ve secdeye varırdı. Buhârî, Tefsîr, 48/2

 

 

ALLAH’IN METHETTİĞİ KULLAR

 

 

Fahr-i Kâinât Efendimiz’e tâbi olarak seherleri değerlendiren öbür sâlih kullarını, Allah Teâlâ şöyle över: “…Seher zamanlarında Allah’a istiğfâr ederler” Âl-i İmrân 3/17 “Onlar, geceleri pek az yatarlardı. Seher zamanlarında da istiğfâr ederlerdi.” Zâriyât 51/17-18 Gece imanını âdet hâline getiren bu sâlih kulların hoş hâllerinden birkaç misâl verelim: Allah Resûlü şöyle emretmiştir: “Ben, yumuşak kalpli Eş’ârî kabîlesinin gece konutlarına girerken okudukları Kur’ân seslerini çok iyi tanırım. Sefer esnâsında gündüz nereye konakladıklarını görmesem dahi, gece onlardan yükselen Kur’ân sesinden yerlerini hemen tanırım…” Buhârî, Meğâzî, 38

 

Ayşe -radıyallahu anh- validemiz şöyle der: Hz. Peygamber odamda teheccüde kalktı. Mescidde namaz kılan Abbâd bin Abdullah’ın -radıyallahu anh- sesini duydu: “–Ey Ayşe, bu Abbâd’ın sesi mi?” emretti. Ben de: “–Evet!” dedim. Bunun üzerine: “–Allah’ım Abbâd’a acıma eyle!” diye dua etti. Buhârî, Şehâdât, 11

 

 

SEHER SÜREYİ NASIL KALKILIR?

 

 

Seher müddetlerini değerlendirebilmek için akşam erken uyumak îcâb eder. Ebû Hanîfe, İbrâhim’den, o da Hz. Ömer’den şöyle nakleder: “Bereketsizlik ve kuraklığın en büyüğü, yatsı namazından sonra konuşarak süre zâyî etmektir. Ancak namaz kılmak ve Kur’ân kıraati bunun hâricindedir.”[1]

 

Ebû Saîd -radıyallahu anh- şöyle anlatır: Ömer -radıyallahu anh- yatsı namazından sonra sohbet edenlere: “‒Konutunuza dönün! Umulur ki Allah Teâlâ size uyumadan evvel nâfile namaz kılmayı veya teheccüde kalkmayı lûtfeder!” tasayı. Bir gün bizim yanımıza geldi. Ben İbn-i Mesut, Übey bin Ka’b ve Ebû Zer -radıyallahu anh- ile beraber oturuyordum. Bize: “‒Niçin oturuyorsunuz?” diye sordu. Biz de: “‒Allah’ı zikretmek için oturduk!” dedik. Bunun üzerine o da bizimle birlikte oturdu. Tahâvî, Şerhu meâni’l-âsâr, IV, 330

 

 

HZ. ÖMER’İN R.A. GECE DUASI

 

 

Yeniden Hz. Ömer -radıyallahu anh- gece teheccüd namazı için kalktığında şöyle dua ederdi: “Yâ Rabbî, bulunduğum yeri görüyorsun, ihtiyâcımı öğreniyorsun! Allah’ım beni huzûrundan ihtiyâcı görülmüş, her türlü fobi ve risklerden kurtulmuş, Sen’in emirlerine şipşak icâbet eden, duası kabul edilen, yanılgılarını bağışladığın ve kendisine rahmet ettiğin bir kulun olarak döndür.”

 

Namazını tamamlayınca da: “Allah’ım, dünya üzerinde bâkî kalan bir şey göremiyorum. Orada müstakîm dosdoğru bir hâl de yok. Allah’ım, beni dünyada ilimle konuşan, hikmetle susan kullarından eyle! Allah’ım, bana fazla dünyalık verme ki azmayayım, mülkümü iyice eksilterek güç vaziyette vazgeçme ki iman ve görevlerimi unutmayayım. Kuşkusuz, az olup da kifâyet ölçüyü olan mülk, çok olup da iman, zikir ve mes’uliyetlerden gâfil vazgeçen mülkten daha hayırlıdır.” İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VII, 82

 

Teheccüd namazının, insanı sâlihler grubuna kattığını ve kurtuluşa erdirdiğini gösteren şu hâdise de oldukça ibretlidir: Hayattayken teheccüde çok önem veren Âmir bin Rebîa, gece namazı kılarken ölüm etmişti.

 

İnsanlar Hz. Osman devrinde kurtuluşu ihtimalsiz bir fitneye dûçâr olduklarında, Âmir’e rüyâsında: “–Kalk, Allah’tan, sâlih kullarını gözettiği fitneden seni de gözetmesini iste!” denildi. O da hemen kalktı ve namaz kıldı. Namazı müteâkip hasta oldu ve kendisi hiç dışarı çıkmadan evinden cenâzesi çıktı. Heysemî, IX, 301; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VI, 362/32044; İbn-i Abdi’l-Berr, İstîâb, I, 238/1327 Âmir bin Abdikays, vefatı yanaşınca ağlamaya başladı. “–Niçin ağlıyorsun?” diye sordular. O da şöyle yanıt verdi: “–Ne vefat fobisiyle, ne de dünyaya dinlediğim hırs nedeniyle ağlıyorum. Lâkin sıcak günlerde oruç yakalamaktan ve geceleri iman için kalkmaktan teheccüdden mahrûm kalacağım diye ağlıyorum.” Zehebî, Siyer, IV, 19

 

 

SEHER SÜREYİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

 

 

Cenâb-ı Hak, seherlere önem veren bu sâlih kullarının öbür niteliklerinden şöyle bahseder: “O müttakîler, geceleri namaz kılmak ve istiğfâr etmek için yanlarını tatlı yataklarından ayırırlar. Rab’lerinin azâbından korkarak ve rahmetini umarak dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da hayır yollarına infak ederler.” Secde 32/16

 

Başka Bir Deyişle seherleri değerlendirmek, onları infak gibi ictimâî hizmetlere sevk eder. Bu âyetin devamında Yüce Rabbimiz, seherlerde yataklarını terk ederek ilticâda bulunan ve bir infak ömrü yaşayan kullarına, şu emsalsiz müjdeyi vermektedir: “Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için nice neşelendirici ve göz kamaştırıcı nimetlerin saklandığını hiç kimse bilemez!” Secde 32/17 Resûlullah de bu âyet-i kerimeyi tefsîr ederek şöyle emreder: “Allah Teâlâ: «Ben, sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayâline gelmeyecek nimetler hazırladım!» emretti.” Buhârî, Bed’ü’l-Ulus, 8; Tefsîr, 32/1; Tevhîd, 35; Müslim, Cennet, 2-5 Bu hadis-i şerif, öbür âyet ve hadislerde bildirilen Cennet nimetlerine göre bildirilmeyen nimetlerin çok daha fazla olduğunu göstermektedir. Bazı rivâyetlerde bu nimetleri meleklerin ve peygamberlerin dahi öğrenmediği haber verilir.

 

 

ALLAH’IN SEVDİĞİ ÜÇ BİREY

 

 

Bu vaziyet, Cenâb-ı Hakk’ın seher zamanlarında imana kalkan kullarını çok hoşlandığına en güçlü ispattır. Şu hadis-i şerif de bunun öbür bir kanıtını teşkil etmektedir:  “Üç birey vardır ki, Allah onları beğenir. Üç şahıs da vardır ki, Allah onlara buğzeder. Allah’ın beğendiği üç birey şunlardır:

 

a Bir adam bir cemaate kazanç, aralarındaki bir yakınlık nedeniyle değil de, sırf Allah ismine onlardan bir şeyler ister. İstediğini vermezler. Bu topluluktan biri usulca, kimseye sezdirmeden cemaatin arka tarafına kayar ve isteyen kimseye, saklıca ihsanda bulunur. Öyle saklı verir ki onun verdiğini sâdece Allah ile destek ettiği kimse bilir.

 

b Bir cemaat yoldadır. Gece boyu yürürler. Derken yorulurlar ve uyku her şeyden değerli hâle kazanç. Kâfile bir yerde konaklar. Herkes yatar. İçlerinden birisi kalkıp büyük bir muhabbet ve tevâzû ile bana tazarrûda bulunur ve âyetlerimi okur.

 

c Bir kimse seriyyeye askerî operasyona katılmıştır. Birlik, düşmanla karşılaşır ve hezîmete uğrar. Ancak o ilerler, öldürülünceye veya başarıncaya kadar savaşmaya devam eder. Allah’ın buğzettiği üç birey ise, zina eden ihtiyar, böbürlü yoksul ve zâlim zengindir.” Tirmizî, Cennet, 25/2568; Nesâî, Zekât, 75/2568 Seherleri teheccüde kalkan mü’minleri Resûlullah Efendimiz’in de beğendiği muhakkaktır.

 

 

GECE NAMAZININ ERDEMİ

 

 

Geceleri Allah için namaz kılan kimselerin, Cennete gireceğini haber veren şu rivâyet de oldukça önemlidir: Resûlullah: “–Cennette birtakım köşkler vardır. Saydamlık ve hoşlukları nedeniyle dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür” emretmişti. Bunu duyan bir bedevi ayağa kalkıp: “–Bu köşkler kimler içindir ey Allah’ın Resûlü?” diye sordu.

 

Fahr-i Kâinât Efendimiz: “–Sözünü hoş ve güzel söyleyen tatlı dilli, yemek yediren, oruca devam eden ve gece herkes yatarken Allah için namaz kılan kimseler içindir!” emretti. Tirmizî, Birr, 53/1984

 

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Medîne-i Münevvere’ye hicret ettiği ilk günlerde, Ensâr ve Muhâcirlere, onları cennete götürecek yolu târif ederken yeniden aynı hususa dikkat sürüklemiş ve herkes yatarken geceleri namaz kılmayı öneri etmiştir. Bu hâdiseyi, İslâm’a girmeden evvel büyük bir Yahûdi âlimi olan Abdullah bin Selâm r.a. şöyle anlatır: Resûlullah Medîne’ye geldiğinde, insanlar koşuşarak onun çevresini sardılar. “Resûlullah geldi, Resûlullah geldi, Resûlullah geldi!” diye duyuru edildi. Ben de ona bakmak için insanların arasına karıştım. Allah Rasûlü’nün kutlu suratını görünce, kavradım ki onun suratı, palavracı suratı olamaz.

 

Allah Resulü’nden -sallallahu aleyhi ve sellem- duyduğum ilk laflar şunlar oldu: “Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabanızla alakanızı ve onlara desteğinizi devam ettiriniz! İnsanlar yatarken siz geceleri namaz kılınız! Bu sâyede selâmetle cennete girersiniz.” İbn-i Mâce, Et’ime, 1; İkâmet, 174; Tirmizî, Kıyâmet, 42/2485

 

Bu iki rivâyette dikkati sürükleyen husus, insanlar yatarken, onlardan değişik bir iş yaparak geceleri iman etkenin medhedilmesidir. İnsanların ekseriyetinin yapamadığı bir şey, hâliyle güç yapılan bir iştir. Takdir edileceği gibi, herkesi uyku bastırırken teheccüde kalkmak da elit kulların başarabileceği bir sâlih ameldir. Bu güzergahıyla büyük bir bedeli hâizdir. Onu kıymetli kılan öbür husus ise, riyâdan azametten uzak olmasıdır. Filhakika, herkes yatarken gece karanlığında kalkıp iman eden şahsı, kimse görmez. Dolayısıyla seherlerde iman için kalkan insanlar, sırf Allah rızâsı için hareket eden ihlâslı kullardır. Zâten böyle olmayan ve muhtelif kasıtlarla teheccüde kalkan kimselerin yaptığı iman, bir mânâ ifade etmemektedir. Onlar için Resûlullah şöyle emretmiştir: “Nice gece imanına kalkanlar vardır ki, ondan nasîbi yalnızca uykusuzluktur.” Ahmed, II, 373; Beyhakî, Şuab, V, 245; Heysemî, III, 202

 

 

GEÇMİŞ GÜNAHLARA KEFARET

 

 

Birinci hadisimizde, gece imanının geçmiş günahlara keffâret olduğu bildirilmişti. Bu iman aynı zamanda insanı günah ve makûsluklardan da muhafaza etmektedir. Nitekim, şu rivâyette bu vaziyet sarihçe müşâhede edilmektedir: Bir birey Peygamber Efendimiz’e gelerek: “–Filan zat gece namaz kılıyor, sabah olunca da hırsızlık yapıyor” dedi.

 

Resûlullah şöyle emretti: “–Hakîkî namaz kılıyorsa, bu namazı ve namazda okuduğu Kurân âyetleri, onu yaptığı makûs fiilden uzaklaştıracaktır.” Ahmed, II, 447

 

 

YAPILAN DUALARIN KABUL EDİLDİĞİ SÜRE

 

 

İkinci hadisimizde, her gecede bulunan ve o ânda yapılan duaların kesinlikle kabul edildiği bir süreden bahsedilmektedir. Bu vaziyet, iman etmek için gecelerin gündüzlerden daha değerli olduğuna ispattır. Zira duaların kabul edildiği saat, günlerden yalnızca Cuma’da bulunmasına karşın, gecelerin hepsinde mevcuttur. Bu da Cenâb-ı Hakk’ın kullarına büyük bir lûtuf ve ihsânıdır. Dolayısıyla mü’minlerin bu süreyi bulmak için, geceleri kalkıp Allah’a yönelerek ilticâda bulunması îcâb eder.

 

 

DUALARIN MAKBUL OLDUĞU SÜRE

 

 

Üçüncü hadisimize baktığımızda, duaların makbûl olduğu bu sürenin, gecenin son üçte biri, başka bir deyişle seher müddetleri olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın seher zamanlarında cingöz kullarına daha yakın olduğu, yaptıkları duaları kabul ettiği, isteyenlere tutkularını verdiği, istiğfar edenleri affettiği ve vücutlarına sağlık lûtfettiği bildirilmektedir.

 

Amr bin Abese -radıyallahu anh- şöyle anlatır: “–Ey Allah’ın Resûlü! Süreler içinde Allah’a yakınlık bakımından, öbürlerine göre daha erdemli olan veya iman için seçim olunacak araştırmaya kıymet bir süre var mıdır?” diye sordum.

 

Allah Resulü şöyle emretti: “–Evet, Yüce Rabbimizin kuluna en yakın olduğu süre, gecenin son kısmının ortasıdır. Şayet o saatte Allah’ı zikreden kimselerden olmaya eforun yeterse ol! Zira o süreden güneş doğuncaya kadar kılınan namaza melekler kazanç ve tanıklık ederler…” Nesâî, Mevâkîtü’s-Salât, 35/570. Ayrıca bkz. İbn-i Mâce, İkamet, 182; Müslim, Salatü’l-Müsâfirîn, 52

 

Hak arkadaşları, imanların son derece erdemli olduğu, duaların kabul edildiği, günahların silindiği ve vücudun sağlık bulduğu seher müddetlerini değerlendirmeyi, bulunmaz bir ganimet öğrenerek şöyle demişlerdir: “Geceleri ihyâ etmek, Allah Teâlâ’nın: «Ey malın asıl sahibi olan Allah’ım! Sen malı dilediğine verirsin…» Âl-i İmrân, 26 âyetinde işaret edilen hakîkî mal ve saltanattır.”[2]

 

 

ŞEYTANIN OYUNU

 

 

Dördüncü hadisimizde, iblisin, mü’minleri böyle erdemli sürelerden ve sonuçta büyük bir âhiret saltanatından mahrûm etmek için nasıl gayret sarfettiği anlatılmaktadır. İblis, insanları seher zamanlarında iman etmekten alıkoymak için uykuyu câzip göstermekte, “Daha süre var, azıcık daha yat!” biçiminde telkinlerde bulunarak ve muhtelif gerekçeler îcâd ederek zamanın geçmesini sağlamaktadır. Bu oyuna gelmemek için, seherlerde kalkıp iman etmek maksat ve tutkusuyla uyumalıdır.

 

Gece uyanınca Allah’ı zikrederek onun büyüklüğünü, emirlerinin yapılması gerektiğini ve mükâfâtının çokluğunu düşünmeli, rızâsını kazanma tutkusuyla dolmalıdır. Sonra istemi kullanarak hemen kalkmalı, abdest alarak uykuyu dağıtmalıdır. Ardından ihlâs ve samîmiyetle teheccüd namazı kılarak iblisin belini kırmalı ve Allah’a yanaşma çabayı içinde olmalıdır. Geceleri bu biçimde ihyâ etmek, kuşkusuz gündüzlerin de canlanıp dirilmesine vesîle olacaktır. Geceler imanla aydınlanınca gündüzler de hizmet ve sevaplarla daha parlak hâle kazanç. İblise yenik düşerek geceleri uykuyla geçirmek ise gündüzlerin verimini giderir. Gecesi karanlık geçen kimsenin, gündüzü de karanlık olur. Mânevî gıdâsını almadan dünya işlerine dalan insanların kalpleri zaafa uğrar. Öyleyse seher zamanlarında güçlü bir mânevî besin almalı ki gündüzleri hem rûhen hem de cismen devingen olabilelim. Seherlerdeki fırsatı kaçıran mü’minler, âhirette yoksul vaziyete düşerler.

 

 

ALLAH’IN İKRAMI

 

 

Allah Resulü, ashâbından Abdullah bin Amr’a -radıyallahu anh-: “Abdullah! Filan kimse gibi olma! Zira o gece imanına devam ederken, sonra geceleri iman etmeyi terk etti” emretmiştir. Buhârî, Teheccüd, 19; Müslim, Sıyâm, 185

 

Seherlerde kalkıp iman etmeyi îtiyat hâline getiren, ancak bir gece uykuya yenik düşerek kalkamayan kimsenin amel defterine, Cenâb-ı Hakk’ın lûtfundan yeniden teheccüt sevabı yazılır. Uykusu da ona Allah’ın bir ikrâmı sayılır. Niyeti hâlis olduğundan, o gün kalkamasa dahi, ertesi gün Allah’ın izniyle uyanıp kalkar.

 

Hadis-i şerifte şöyle emredilir: “Gece namaz kılmayı îtiyad hâline getiren kimse yatakalır da teheccüd namazına kalkamazsa, Allah ona teheccüd sevabı yazar, yatması da kendisi için bir sadakadır başka bir deyişle Allah’ın ona bir ikrâmıdır.” Muvatta’, Salâtu’l-Leyl, 1; Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 20/1314; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 61 Tabiî ki bu vaziyet nâfileler için geçerlidir. Farzların mes’ûliyeti ise sefer, hastalık ve uyku gibi mâzeretler nedeniyle ortadan kalkmaz.

 

Gece kalkamamanın başka telâfi yolları da mevcuttur: Resûlullah, sızı, sancı veya eş bir nedenle gece namazını geçirirse, bir sonraki günün gündüzünde on iki rekât namaz kılardı. Müslim, Müsafirîn, 140

 

Yeniden Allah Resûlü şöyle emretmiştir: “Bir kimse, geceleri okuduğu zikir ve duasını okumadan veya bitiremeden yatar da, sonra onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, gece okumuş gibi sevap kazanır.” Müslim, Müsâfirîn, 142

 

Dipnotlar:

 

[1] İmâm Muhammed bin Hasan, el-Âsâr, Dâru’l-Kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut, I, 367.

 

[2] Hâdimî, Mecmûatü’r-resâil Risâletü’l-vasıyye ve’n-nasîha, s. 194.

 

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den Hayat Miktarları, Erkam Yayınları

 

 

SEHERLERDE NELER YAPILIR?

 

 

 

 

SEHER SÜREYİ YAPILACAK DUA VE İBADETLER

 

 

 

 

ANNEM SEHERDE UYANIR KUŞLAR GİBİ ZİKREDERDİ

 

 

sizlere IslamıYaşıyorum.com farkıyla sunulmuştur .
Dualar ve Anlamları

Rüya Tabirleri

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: