YEMEKTEN SONRA VERİMİ ÇOĞALDIRAN SÜNNET

YEMEKTEN SONRA VERİMİ ÇOĞALDIRAN SÜNNET

YEMEKTEN SONRA VERİMİ ÇOĞALDIRAN SÜNNET

YEMEKTEN SONRA VERİMİ ÇOĞALDIRAN SÜNNET

Yemekten evvel ve sonra elleri yıkamak sünnet midir? Yere düşen lokma ve besin parçaları ne yapılmalı? Yemekten sonra parmakları yalamak sünnet midir? Yemeğin yararını çoğaldıran sünnetler ve İslam’da yemek yeme adabı.

Câbir radıyallahu anh’den rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem parmakları yalamayı, yemek tabağını silmeyi buyurdu ve:

“Sizler, gerçekten faydanın hangisinde olduğunu bilemezsiniz” emretti.

Müslim’in bir başka dedikoduyu şöyledir:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Sizden birinizin lokması düştüğünde hemen onu alsın ve üzerine yapışanları arınıp yesin, onu iblise vazgeçmesin. Parmaklarını yalamadıkça da elini mendile silmesin. Zira o kimse, faydanın yemeğin neresinde olduğunu bilemez.”

Yeniden Müslim’e ait bir öbür rivâyet şöyledir:

Peygamberimiz şöyle emretmişlerdir:

“Kuşkusuz iblis sizden birinizin her işinde hazır olur. Hatta yemeği esnasında dahi yanında bulunur. Sizin birinizin lokması düşerse, üzerine yapışanları arınıp yesin. Lokmasını iblise vazgeçmesin.” Müslim, Eşribe 133-135.

 İSLAM’DA YEMEK YEME ADABI

Bizim dinimiz, üyelerine her şeyin en iyisini, hoşunu ve doğru olanını buyurur. İslâm, maddî ve manevî pakliğe çok büyük umursar. İsrafın hiçbir çeşidini güzel görmez, haram sayar.

Yemeğe başlamadan evvel elleri hoşça yıkayıp arınmayı buyuran Peygamberimiz, yemekten sonra da ellerin tekerrür yıkanarak arınılmasını, sonra silinip kurulanmasını öğütler.

Kabul etmek gerekir ki, tam insanlar kaşık ve çatal kullanarak yemek yemedikleri gibi, her zaman bu aletleri bulmak olası olmayabilir. Kaldı ki, nasıl bir paklik yapıldığını veya ne ile arınıldığını öğrenmediğimiz bir yerde, kaşık ve çatal kullanmak bizim için hiç de iç açıcı olmayabilir.

İşte dinimiz, her zaman her şeyin olabileceğini düşünerek, çok muhtelif vaziyetlere karşı bizi hazırlıklı bulunmaya çağırır ve her mevzunun elimizde olan temkinlerini almaya bizleri teşvik eder. İnsan, kendinden bir parça olan ve yüklendiği misyonlar nedeniyle dışarıyla en alakalı bulunan, el, surat ve ayak gibi uzuvlarının pakliğine daha bir itina göstermek gerekliliği sezer. Dinimiz paklikle alakalı emirlerinde, özellikle abdest uzuvları dediğimiz bedenimizin bu uzuvları üzerinde hassasiyetle durur.

Hoşça arınılmış elleri ile yemek yemiş olan kişi, parmaklarını yalayarak ve aynı biçimde yemek yediği kabı, tabağı da hoşça silerek arınmayı umursamama etmez. Kaşık ve çatal gibi aletler kullandığımızda da aynı biçimde hareket ederek, tabağımızda ve bu aletlerde yemek artıkları vazgeçmemeye itina gösteririz. Bu husus bize dinimizin öğrettiği ilke-lerden, âdâb-ı muâşeret dediğimiz görgü kaidelerinden biridir. Böylece hem israf etmeyiz hem de yarara nâil oluruz.

NİMETİ BOLLAŞTIRAN VE BEREKETLENDİREN SÜNNET

Bereket nimetin çoğalması, bir hayrın hakikatleşmesini beklenti etkenin yanında bir nimetten yararlanmayı da ifade eder. Burada ise verimle hedeflenen, kendisiyle beslenilen, açlıktan insanı kurtaran ve Allah’a hakkıyla iman edebilmek, çalışıp çabalamak ve elinin emeğiyle kazanabilmek için şahsın bedenine efor ve güç veren şeylerdir denilebilir. Berekete nâil olmak için, yemeğin hiçbir parçasını telef etmemek gerekir. Yukarıyadaki üç ayrı rivâyette bu noktaya özellikle dikkat çekildiğini görüyoruz. Bunun için:

* Parmakların ve yemek tabağının hoşça arınılması,

* Şâyet lokma yere düşmüş ve rastgele bir şey bulaşmışsa arınılarak yenmesi, bize nasihat edilmektedir.

Yalanması istenen parmaklar, sağ elin baş parmağı, şehadet parmağı ve orta parmaktır. Öbür parmaklar bunun dışındadır. Parmaklar, orta parmak, şehadet parmağı ve baş parmak sırasına göre yalanır. Zira Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den böyle bilinmiştir. Bundan kavradığımız bir başka ilke de şâyet elle yemek yenilirse elini tamamıyla veya tam parmakları yemeğe sokarak değil, sağ elin anılan üç parmağı ile yemektir.

Hattâbî, ö. 388/998 elle yemek yenilmesi ve parmakların yalanması mevzusundaki düşüncelerini şöyle anlatır:

“İnsanlardan kimileri, parmakları yalamayı kınamışlardır. Bolluk ve refah onların usunu bozmuş, devamlı tokluk da onların tabiatını değiştirmiştir. Bunlar parmakların yalanmasını hoşlanılmayan iğrenç bir hal, çirkin bir gidişat olarak görürler. Onlar öğrenip kavramazlar mı ki, parmaklarındaki yemek artıkları da yediklerinin bir parçasıdır? Bundan yalnızca böbürlü ve sünneti terkeden varlıklı zenginler sakınırlar.”

Peygamberimiz, yemek yerken düşürülen lokmanın da alınıp yenilmesini nasihat etmişlerdir. Şâyet bu lokmaya toz toprak gibi bir şey yapışmışsa, onlardan arınılarak yenir, arınılması olası değilse, kedi, köpek gibi bir hayvana verilir; iblise vazgeçilmez. İblise vazgeçilmemesiyle hedeflenen Allah’ın ihsan ettiği nimetin zayi edilmesi, ona değer katılmaması, nimetin hakir görülmesi, ahlâklı ve terbiyeli davranış ve tavırlardan uzaklaşılmasıdır. Ayrıca bu, böbürlülük ve kendini müstağni görme, başka bir deyişle kimseye ve hiç bir şeye yoksul olmadığına inanma halidir ki, bunların hepsi iblisin nitelikleridir. Müslümanın vazifeyi, iyi bir müslüman olmanın gereklerini yerine getirmek, islâmî olmayan tavır şekillerinden uzak durmaktır. Yaşamımızın her evresinde bunları kendimize düstur edinmemiz, bizim müslümanlığımızın da derecesinin göstergesi sayılır. Sünnetin koyduğu kaidelere riâyet edenler, daha seviyeli, Allah katında daha sevimli müslüman olma kısmetini elde ederler.

Ellerin mendille veya bezle silinmesi câizdir. Ancak bunun sünnete uygun biçimi, ellerin hoşça arınıldıktan, elde yemek kokusu ve bulaşığı kalmadıktan sonra silinmesidir. Yoksa elin lekesinin ve pisinin mendille arınılması mevzubahisi değildir. Bizlerin, müslümanlar olarak, Anadolumuzun köylerinde dahi gördüğümüz, yemekten sonra büyüklerin eline su dökerek ellerin yıkanması ve peşinden havlu tutarak silinme veya yemeklerden sonra sabunlanmış ıslak bez ve yanında kuru el bezi ile elleri arınma âdetimiz, bir sünnetin yerine getirilmesinden başka bir şey değildir. Böyle nice âdetlerimiz vardır ki, onun reeli bir hadîs-i şerîfe veya Peygamber Efendimiz’in bir sünnetine sabreder. Dolayısıyla, iyi ve hoş olan âdet ve ananelerimizi unutup terketmeyi değil, yaşatıp yaygınlaştırmayı düşünmemiz daha doğru olur. Bir cemiyetin, çağdaşlaşma ismine birtakım insânî ve İslâmî kıymetlerini terketmesi, uygun bir yol kabul edilemez. Zira içtimâî kıymetler, örf, âdet ve ananeler, bir halk ve bir cemiyet için yüzyılların deneyim birikimidir. Onların uygun olmayanları, yanlış görülenleri zaman içinde bünyeden ayıklanır. Fakat bir başka cemiyetin inanç ve yaşantısını, gerçeğinde mahiyeti kesin olarak bi-linmeyen ve bazı toplumbilimciler tarafından bir sosyal hastalık kabul edilen çağdaşlaşma ismine terkederek, kendi doğru inanç, düşünce ve ananelerimizden uzaklaşmamız, bizi kimliksiz ve karaktersiz bir sürü haline getirir. Onun için sünnetleri ve bu çerçevede geliştirdiğimiz örf ve âdetlerimizi öğrenip uygulamak bizleri birey ve cemiyet olarak eforlu ve elit kılar.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1. Bereket kastıyla, yemek yenilen elin parmaklarını yalamak ve yemek kabını hoşça arınmak müstehaptır.

2. Yere düşen lokmayı arınarak yemek, iblise vazgeçmemek, İslâm’ın yemek âdâbındandır. Bu da müstehaptır.

3. İblisler yiyip darılır, daima mü’minlere musallat olmaya çalışırlar. Bu nedenle onlara karşı kurnaz olmalı, şike ve desiselerine gelinmemelidir.

4. Eller arınıldıktan sonra, mendille silinebilir.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

RIZKIN ÇOĞALMASI VE BORÇTAN KURTULMAK İÇİN OKUNACAK DUÂLAR

RIZKIN ARTMASI VE BORÇTAN KURTULMAK İÇİN OKUNACAK DUÂLAR

PEYGAMBERİMİZİN YEME İÇME ADABI

PEYGAMBERİMİZİN YEME İÇME ADABI

YEMEĞİN BEREKETLENMESİ İÇİN NE YAPMALI?

İSLAM’DA YEMEK ADABI VE YEMEK DUALARI

sizlere IslamıYaşıyorum.com farkıyla sunulmuştur .
Dualar ve Anlamları

Rüya Tabirleri

1 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: