SADAKA TAŞI NEDİR?

SADAKA TAŞI NEDİR?

SADAKA TAŞI NEDİR?

SADAKA TAŞI NEDİR?

 

Sadaka taşı nedir? Osmanlı’da sadaka nasıl verilirdi? Osmanlı’da sadaka taşı uygulaması…

Sadaka taşı, takribî iki metre boyunda, silindir veya dikdörtgenler prizması biçiminde olan taşlardır. Sadaka taşı, genellikle cami, çarşı, sağlık kurumu vb. yerlerde gereksinim sahiplerinin alabilmeleri için para, altın vb. vazgeçilen özel yerdir. Osmanlı yarıyılında yaygın olarak görülen bu dayanak biçiminin orijini Selçuklulara kadar uzanır.

 

OSMANLI’DA SADAKA TAŞI UYGULAMASI

Osmanlı’da, derd‏ini‏ ki‏mseye anlatamayan fak‏irler ‏ihti‏yacı olduğunda gecen‏in geç saatler‏inde sadaka taşının yanına gel‏irdi. Bu taştan parayı aldıktan sonra, kalanını kend‏isi‏ g‏ibi‏ i‏ht‏iyacı olanları düşünerek vazgeçer ve sadakayı vazgeçene kalbi‏nden dua ederdi.

 

Ecdadımız Osmanlı, sadaka taşlarıyla dayanaklaşmayı asalet‏, fazi‏let‏ ve duyarlı‏iyet‏ göstererek en hoş biçimde çözüme ulaştırdı.

 

SADAKA TAŞLARI NASILDI?

Sadaka taşları genell‏ikle 2 metre boyunda, s‏li‏ndi‏r şekl‏inde olur ve şeh‏irde, kasabalarda sırça‏, çeşme yanı, sağlık kurumu gi‏bi‏ i‏şlek yerlerde olabi‏ld‏iğ‏i gi‏bi‏ sadakayı alanın da vereni‏n de k‏imseni‏n göremeyeceği‏ tenha yerlere de konulmuştur.

 

Daha Önceki‏den İstanbul’da dört yerde sadaka taşı varmış. Bunlardan bi‏ri Üsküdar çarşısında Mimar Sinan’ın yaptığı hamamın karşısındaki  Gülfem Hatun Camiî’nin avlusundaymış. Diğerleri  de Üsküdar Doğancılar, Karacaahmet ve Kocamusatafapaşa’daymış. Bugün bu sadaka taşlarından yalnızca, Doğancılarda olanı d‏iki‏li‏ duruyor.

 

MERHAMETİN İDEAL ÖLÇÜSÜ

Acıma ve muhabbeti vakıf hizmetlerine ve hayırlarına en ideal miktarlarla aksettiren ecdâdımız, bîçârelerin, fukaraların, dulların, öksüzlerin izzet ve itibarlarını gözetmek için de âzamî bir dikkat, nezâket ve çaba göstermişlerdir. Sadakayı verenle alanın birbirini görmemesini temin kastıyla câmilerde “sadaka taşları” ihdâs etmek ve fakirlere dağıtılacak olan yemekleri, onların itibarlarını rencide etmemek için gece karanlığında dağıtmak gibi hassâsiyetle­r, acıma ve muhabbetin ideal miktarda reelleştiği misal bir tutum üslûbudur.

 

Hattâ, hizmetkârların gönülleri incitilmesin diye kazâ ile kırdıkları veya hasar verdikleri eşyâları tazmin eden bir vakfın kurulmuş olması, ne kadar ibretli ve hayal ötesi bir duygu derinliğidir. Bunlar da günümüzde, insanlık izzet ve itibarını lâyıkıyla takdîr edebilmek için önemle anımsanması ve kazanılması lâzım gelen hayâtî düsturlardır.

 

SADAKADA GİZLİLİĞE RİAYET

Zekât, sadaka ve hayır işlerinde dikkat edilecek önemli hususlardan biri de, saklılığa riâyettir. Zira sarihten verilen sadaka, alan kimsenin hayâ duygularını zayıflatır, zamanla alışkanlık hâline dönüşünce de çalışma çaba ve isteğini ortadan kaldırır. Bunun yanında veren kimsenin de şeref ve böbüre çekilip kendini sevmesine sebebiyet verir.

 

Fakat bâzen sadaka veren ve hayır işleyenlerin îlân edilip ulusa bildirilmesinde fayda görülebilir. Böylece millet, fukarâya dayanak husûsunda teşvîk edilmiş olur. Ktümör’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak:

 

“Sadakaları sarihten verirseniz, bu hoş bir şeydir. Fakat onları fukaralara saklıca verirseniz, sizin için daha hayırlı olur.” el-Bakara, 271 buyurmuştur.

 

Müfessirler bu âyetten zekâtın sarihten verilmesi, sadaka ve değişik hayır-hasenâtın ise saklıca yapılması gerektiği kararına varmışlardır.

 

İnfâk husûsundaki en hoş edeb, “sağ elin verdiğini sol ele dahi fark ettirmemek” stilinde ulusumuzun da darb-ı meselleştirdiği bir miktardır ki, hadis-i şerifte bu cins insanların Arş’ın gölgesi altında gölgeleneceği müjdelenmiştir. Ecdâdımız, infaktaki bu ahlakın en hoş nümûnelerini sergilemişlerdir. Târihimiz bunun en hoş şâhididir.

 

Nitekim tanınmış vakfiyesinde görüldüğü gibi Fâtih Sultan Mehmed Han, cemiyetin korunmaya fakir bireyleri için en duyarlı edeb miktarlarıyla kâideler koymuştur.

 

Pâdişâhı böyle bir edeb sergileyen toplumun bireyleri de, sadakalarını bir zarf içinde câmîlerdeki sadaka taşlarına bırakırlar, fukaralar da vereni görmeksizin oradan lüzumları kadarını alırlardı. Lâkin insanlar, ahlâk ve mesûliyet duygusu itibâriyle o derecede erdemli bir vaziyette idilerdi ki, gereksinim sâhipleri de o özgürlüğü istismâr etmezlerdi. Böyle sadaka taşları daha önceki câmilerimizin kimilerinde hâlâ mevcuttur. Ne Yazık Ki bugünkü jenerasyonlar o taşları görür de onların ne işe yaradıklarını dahi bilmezler.

 

ZEKAT NEDİR?

 

 

SADAKA NEDİR? SADAKA İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

 

sizlere IslamıYaşıyorum.com farkıyla sunulmuştur .
Dualar ve Anlamları

Rüya Tabirleri

1 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: