KELİME-İ TEVHİD LA İLAHE İLLALLAH İLE ALAKALI AYET VE HADİSLER

KELİME-İ TEVHİD LA İLAHE İLLALLAH İLE ALAKALI AYET VE HADİSLER

KELİME-İ TEVHİD LA İLAHE İLLALLAH İLE ALAKALI AYET VE HADİSLER

KELİME-İ TEVHİD LA İLAHE İLLALLAH İLE ALAKALI AYET VE HADİSLER

Kelime-i tevhidin la ilahe illallah Muhammedu’r-rasulullah anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid la ilahe illallah Muhammedu’r-rasulullah ile alakalı ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler…

Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.

Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle sezerek yasamaktır. Ancak tevhide erişmenin yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.

Kelime-i tevhidde “lâ” başka bir deyişle Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi reel tevhide ulaşmanın ilk koşulu olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet görevine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.

İnanç temellerini şartname eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık andırdırdığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle öteki iman temellerini de bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, mukadderata ve âhiret gününe iman etmektir. en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22

KELİME-İ TEVHİD İLE ALAKALI AYETLER

Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet

«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir lafa Kelime-i Tevhîd’e geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı vazgeçip kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Şayet surat çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» Âl-i İmrân, 64”

İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler

“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Güzel bir kelime olan kelime-i tevhîd, kökü yerde sâbit, dalları gökte olan hoş bir ağaca eş. O ağaç, Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. Kulu Hakk’a gururlandırır ve O’nun baki arkadaşlığına kavuşturur. Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle örnekler verir.

İbrâhîm Suresi 27. Ayet

“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya yaşamında hem de âhirette sağlam lafla kelime-i tevhid üzere yaşayışta sapasağlam meblağ sebatkâr kılar….”

Leyl Suresi 5-7. Ayetler

“Mülkünü Allah yolunda tüketip O’na hürmet dinleyerek haramlardan kaçınan takvâ sahibi olan ve, o en hoş sözcüğü kelime-i tevhîdi tasdik eden kimseyi Biz de en basit yola muvaffak kılarız.”

Ankebut Suresi 2. Ayet

“İnsanlar, sınavdan geçirilmeden, yalnızca «Îmân ettik» demeleriyle vazgeçileceklerini mi sandılar?”

Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve yaşama tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına baki kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan emretmiştir.

Enbiya Suresi 87-88. Ayetler

“Zünnûn’u da Yûnus’u da zikret. O, kırk gün şartname etmesi buyrulmuşken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde hiddetli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı varsaymıştı. Nihayet karanlıklar içinde balığın karnında; «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu efkârdan kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”

A’lâ Suresi 14-15. Ayetler

“Gerçekten arınılan ve Rabbinin adını zikredip O’na kulluk eden kimse, kuşkusuz kurtuluşa ermiştir.”

İbn-i Abbas r.a, bu âyette geçen “tezekkâ/arınılan” sözcüğünü; “Şahsın «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” biçiminde tefsîr eder. Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.

KELİME-İ TEVHİD İLE ALAKALI HADİSLER

Kelime-i Tevhidin Erdemi

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“İman yetmiş veya altmış kadar daldan ibarettir. Bunların azamiyi lâ ilâhe illallah demek, en altı da insana hasar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58

Son Sözü “Lâ ilâhe illallah” Olan Cennete Girer

Mu’âz radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

Kimin son lafı, “Allah’tan başka ilah yoktur” La ilahe illallah tümcesi olursa, o birey cennete girer.” Ebû Dâvûd, Cenâiz 20

Can Vermek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin

Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Can Vermek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16

Zikrin En Erdemlisi Kelime-i Tevhiddir

Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle emrederken dinledim dedi:

“En erdemli zikir «Lâ ilâhe illallah», en erdemli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” Tirmizî, Daavât 9

Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Erdemi

Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Sizden biriniz hoşça abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60

Tirmizî’nin dedikodusunda şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.

Vefat Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Erdemi

Su’dâ el-Mürriye r.anhâ anlatıyor:

“Hz. Peygamber’in ölümünden sonra Hz. Ömer r.a, birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun drama olduğunu görünce:

“–Neyin var, niçin dramasın? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.

Talha:

“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelimi öğreniyorum, her kim vefatı anında onu söylerse kesinlikle amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, vefat anında o kelime nedeniyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu duymuştum. Bu sözcüğün ne olduğunu Rasûlullah s.a.v ölüm edinceye kadar soramadım. İşte bu nedenle trajiğim” dedi.

Bunun üzerine Hz. Ömer r.a:

“–Ben o sözcüğü biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, ölümü anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Şayet Rasûlullah s.a.v, amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir laf öğrenseydi onu söylemesini isterdi” dedi. İbn Mâce, Edeb, 54

Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin

Rasûlullah s.a.v şöyle emrederler:

“İlk laf olarak çocuklarınıza hoş bir biçimde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398

Her Şeyden Bedelli Söz

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha bedellidir.”  Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128

Her Gün Surat Kez İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek

Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle emrettiğini söyledi:

“Bir kimse her gün surat kez, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-malı ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona surat iyilik sevabı yazılır; surat günahı affedilir; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin iblisten korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla yineleyen kimse dışında hiç kimse daha erdemli bir iş yapmamış olur”.

Resûl-i Ekrem lafına şöyle devam etti:

“Bir kimse günde surat kez sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar dahi olsa hepsi affedilir. Buhârî, Bed’ü’l-ulus 11; Daavât 64, 65

On Kez İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek

Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Bir kimse on kez, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-malı ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30

“Lâ ilâhe illallah” Demek Sadakadır

Ebû Zer radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretmiştir:

“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu nedenle her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl lâ ilâhe illallah demek bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği öneri etmek sadaka, makûsluktan kaçındırmak sadakadır. Kuşluk müddeti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini meblağ.” Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.

Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu duymuştur:

Allah’tan c.c Başka İlah Yok Diyen Birey

“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin mülkü  ve kanı harâm olur. Saklı hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” Müslim, Îmân 37

Eklem Sayısı Kadar “Lâ ilâhe illallah” Demek

Hz. Âişe’den dedikodusuna göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle emrettiğini haber vermiştir:

“Reel şu ki, her insanın bedeninde 360 eklem ve kemik bulunmaktadır. Kim bu eklem rakamı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan affedilme diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği buyurur veya makûsluktan nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” Müslim, Zekât 54

Allah’tan c.c Başkasının İsmine Yemin Eden “Lâ ilâhe illallah” Desin

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yeniden bir kimse dostuna ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” Buhârî, Tefsîru sûre 53, 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53

Îmânınızı “Lâ ilâhe illallâh” Diyerek Yenileyiniz

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:

“–Îmânınızı yenileyiniz!” emretti.

Ashâb-ı kirâm:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:

“–«Lâ ilâhe illallâh» lafını çokça söyleyiniz!” yanıtını verdi. Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657

Adem -aleyhisselâm-‘ın Bağışlamasına Mazhar Olan Dua

Hadîs-i şerîfte emredildiği üzere:

“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına neden olan zelleyi işlediğinde, hatâsını kavrayıp:

«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni affetmeni istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:

«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden öğrendin?» emretti.

Âdem -aleyhisselâm-:

«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın kolonları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” tümcesinin yazılı olduğunu gördüm. Bşehirdim ki Sen, zâtının adına ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.

Bunun üzerine Allâh Teâlâ:

«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. Mâdem ki duâ ettin, Ben de sana affettim.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» emretti.” Hâkim, Müstedrek, II, 672

Surat Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!

Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:

“–Yâ Rasûlallâh! Ben yaşlandım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet öneri eder misin?” diye sordu.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:

“–Surat defâ «sübhânallâh»,

Surat defâ «elhamdülillâh»,

Ve surat defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” emrettiler. İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344

Efendimiz s.a.v “Lâ ilâhe illâllâh!” Diyerek Toplu Zikretmiştir

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:

“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.

Biz de:

“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.

Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını buyurarak şöyle emretti:

“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”

Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu biçimde anlatır:

“–Ellerimizi bir vakit kaldırıp söylenildiği biçimde Lâ ilâhe illâllâh! diyerek zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:

«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu tümce” ile gönderdin. Onu söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi bana buyurdun. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»

Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle emretti:

«–Müjdeler olsun size! Belli ki Allah Teâlâ size affetti.» Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124

“Lâ ilâhe illallah” Zikri Pespaye Sesle de Yapılabilir

Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:

Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile beraber idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Çünkü siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah her zaman sizinle birliktedir, duyur ve size sizden daha yakındır” emretti. Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9

İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!” Diyen Birey

Hadîs-i şerîfte de şöyle emredilir:

“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve bedeli pek büyük olan bir kelimedir. Kim bütün bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde yalnızca diliyle söylerse, canı ve mülkü korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26

Kenz’de Yazılı Olan Tümce

Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle emretmiştir:

“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:

«Kadere inandığı hâlde yeis ve yorgunluk içinde olana şaşarım. Cehennemi anımsadığı hâlde gülen şahsa da niye güldü diye şaşarım. Vefatı andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedşan Rasûlullâh.»” İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424

İlk Davet

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , şartname ve davete ilk kez başlarken:

“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!

Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” Belâzurî, I, 119-120

Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe

Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl Yemâme ulusunun reisiydi.  Birgün müslümanların eline tutsak düstü. Rasûlullah onun yanına varıp:

“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” emretti. O da:

“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Şayet beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun değerini öğrenip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Şayet mülk istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.

Rasûlullah Sümâme’nin yanından dağıldı. Bu gidişat iki kere daha tekrar ettikten sonra Rasûlullah :

“–Sümâme’yi salıverin!” emretti. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:

“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin suratından daha fazla nefret ettiğim bir surat yoktu. Fakat simdi senin suratın bana suratların tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. Müslim, Cihâd, 59

“Lâ ilâhe illallâhDeyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Birey

Enes r.a’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz s.a.v şöyle emretmişlerdir:

“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır başka bir deyişle îman bulunan birey Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan birey Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan birey Cehennem’den çıkacaktır.” Buhârî, Îmân, 33

Efendimiz’in s.a.v Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Birey

Ebû Hüreyre r.a şöyle emreder:

“Bir keresinde:

«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.

Şöyle emrettiler:

«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs bilme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten öğreniyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen bireydir».” Buhârî, İlim, 33

“Lâ ilâhe illallâh” De Tanıklık Edeyim

Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in Amcası Ebû Tâlib vefat döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği çaba dillere epopedir. En sonunda ona:

“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” emretti.

Ebû Tâlib:

– Kureys, fobisinden böyle yaptı, diye beni kınamayacak olsaydı tutkunu yerine getirir ve seni neşelendirirdim, dedi. Bunun üzerine:

“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” el-Kasas 28/56 âyeti nazil oldu. Müslim, Îmân, 41-42

Allahın Rızasını Dileyerek “Lâ ilâhe illallah” Diyen Birey

Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:

Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim konutumle onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok eforlaşıyordu. Bu nedenle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:

– Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok eforlaşıyor. Binaenaleyh konutumu teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Allahın İzniyle bu isteğini yerine getiririm” emretti.

Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir müddette,  Ebû Bekr ile beraber  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:

– “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” emretti. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de artta saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı tamamlayınca Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu dinleyen mahalle ulusunun erkeklerinden bir grup geldi. Konutta epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:

– Mâlik İbni Duhşum ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:

– O, Allah ve Resûlünü beğenmeyen bir münâfıktır, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, şipşak müdâhale ederek:

– “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” emretti.

Bunun üzerine adam:

– Allah ve Resûlü daha iyi öğrenir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları beğenir ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9

“Lâ ilâhe illallâh” Deyiniz de Kurtulunuz!

Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı şartname talihinde dayandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,
bir müşâhedesini şöyle anlatır:

“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:

«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip
 ediyor ve:

«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Zira O palavracıdır!» diyerek haykırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini
kanatmıştı. Oradakilere:

«–Kimdir bu zât?» diye sordum.

«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.

«–Ya O’nun arkasına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.

«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.

Kalbini Mi Yardın?

Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerini yollamıştı. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine saldırı ettik. Ben ve ensardan bir birey onlardan bir adama eriştik. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan dostum ona ataktan bıraktı; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu hadise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:

– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” emretti. Ben :

– Yâ Resûlallah! O, bu lafı yalnızca canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekerrür :

– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yeniden sordu ve bu lafı o kadar çok yineledi ki, ben, daha evvel müslüman olmamış olmayı dahi beklenti ettim. Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159

Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :

– Yâ Resûlallah! O, bu lafı yalnızca silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :

– “Kalbini mi yardın ki, bu nedenle söyleyip söylemediğini bilesin?” emretti.

Bu lafı o kadar çok yineledi ki, ilk kez o gün müslüman olmuş olmayı beklenti ettim. Müslim, Îmân 158

Efendimizin s.a.v Öneri Ettiği Zikir

Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

– Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.

Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını öneri etti:

– “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ güce illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve eşi de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Kâinatların Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak efor, iman edecek güç ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın desteğiyle kazanılabilir.”

Bedevî:

– Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.

Resûl-i Ekrem:

“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana acıma et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” emretti. Müslim, Zikir 33-3

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler

Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:

“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-malı ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-soyu minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mal O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun eforu her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine mani olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine mirası fayda vermez.” Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18

Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her keresinde şöyle tasayı:

“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-malı ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr; lâ havle velâ güce illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mal O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun eforu her şeye yeter. Günahtan kaçacak efor, iman edecek güç ancak Allah’ın desteğiyle kazanılabilir. Allah’tan başka imana lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na iman ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En hoş medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler beğenmese dahi, tam samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.

Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu laflarla zikrettiğini söyledi. Müslim, Mesâcid 139, 140

Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Bağışlanır

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“Her namazdan sonra kim otuz üç kez sübhânallah, otuz üç kez elhamdülillâh, otuz üç kez Allâhü ekber der, surata bitirmek için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-malı ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mal O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun eforu her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa dahi bağışlanır.”   Müslim, Mesâcid 146

İbrahim aleyhisselâm’ın Öğrettiği Zikir

İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti:

“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a tesadüftüm. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok hoş, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” Tirmizî, Daavât 59

Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir

Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:

“Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:

– Kendim için bir fidan dikiyorum, diye yanıt verdi. O zaman Allah’ın Resûlü:

“Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:

–  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne emredeceğini merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:

– “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu lafların her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” emretti İbni Mâce, Edeb 56.   

Efendimiz’in Efkâr ve Yeis Sezdiği Zaman Okuduğu Zikir

İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan dedikodu edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir efkâr ve yeis sezdiği zaman şöyle dua ederdi:

“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-arkasını ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka imana lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka imana lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka imana lâyık hiçbir ilâh yoktur.” Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in Akşam Okuduğu Dua

İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:

“Emseynâ ve emse’l-malı lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-malı ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mal Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mal O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun eforu her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Uyuşukluktan, insanı sefil eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve mezar azâbından sana sığınırım.”

Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-malı lillâh: Sabaha girdik. Bütün mal Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  Müslim, Zikir 74-76

KELİME-İ TEVHİDİN OKUNUŞU

BENZER HABERLER

KELİME-İ TEVHİD VE ANLAMI

TEVHİD İNANCI DAVRANIŞLARIMIZA NASIL SİRAYET EDER?

KELİME-İ TEVHİDİ NASIL YAŞARIZ?

KELİME-İ TEVHİD’İN SIRLARI

KELİME-İ TEVHİD’İN ÖNEMİ VE ERDEMİ

‘KELİME-İ TEVHİD’İN GETİRİSİ NEDİR?

2 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: